
Bülent Turan Bey’in konuşmasını dinledim. Geç de olsa yüreğimize su serpen bir serzeniş oldu.
24 yıllık AK Parti iktidarı döneminde oluşan en büyük şikâyet; nepotizm, il yönetiminde bulunan insanların tavırları ve vekil ya da başkan yakınlarının hareketleri noktasında yaşadıklarımızdı. Bunları dile getirmiş.
“E, günaydın.” derler adama.
Şimdiye kadar millete yaşattıklarınızı nereye koyalım?
Bir kurumda işçi adam yönetime alındı; il yönetiminde olma vasfıyla, amirinin odasına amiriymiş gibi girdi.
Vekil ya da siyasi yakını biri hastaneye işe girdi, hizmet alımı üzerinden. Sırf siyasi yakınlığından dolayı “Benim referansım şu adam.” dedi. Kendisi çalışmadı, parayı o aldı; işi başkası yaptı.
Birinin kardeşi ya da yakını başkan, vekil veya etkili biriyse; polis soru sorduğunda adam adını söylemiyor, “Ben onun kardeşiyim.” diyor.
Bir kurumda başkan, kurumun hizmetlisi olan temizlikçiyi kendi evinde çalıştırdı. Bunu ifşa eden kişiyi zorbalayıp emekli olmaya zorladılar.
Bunları topluma dibine kadar yaşattınız. Şimdi ise “Pardon.” diyorsunuz.
Peki, yaşadıklarımızı nereye koyalım?
Biz kime “pardon” diyelim?
Tek şikâyetimizin olmadığı isim Sayın Cumhurbaşkanımız. O da zaten milletten her seferinde gerekli desteği alıyor.
Yahu, onun bile adı ve makamı kaç yerde kullanıldı.
Doğru ya da yalan, bir şekilde kendisine veya ailesine yakın olduğunu söyleyen insanlar çıktı.
Hareket şu: “Beyefendinin yakını”, “hanımefendinin yakını”, “eşinin yeğeni”…
Gerçek ya da yalan, bilmediğimiz akrabalık bağları üzerinden insanlar ilgili kişilerce zorbalandı.
Verdiğim örneklerin hepsi hâlâ devam ediyor. Siz de en az benim kadar biliyor ve tanıyorsunuz.
Şimdi bunu bir özeleştiri olarak değerlendiriyorsunuz. Peki, biz ne yapalım?
En bilindik örneğidir, severim anlatanı da.
Şeker fabrikasından emekli bir işçi, partide görev almış. Vali yardımcısına soruyor:
“Vali Bey, size hangi kurumlar bağlı?”
Sonradan memleketinden vekil olan vali sayıyor kurumları.
Bizim ağabey cevap veriyor:
“Sayın Valim, onlar sana bağlı; sen de bana bağlısın.”
AK Parti’nin ilk dönemi böyleydi, gerisini siz düşünün.
Bazı vekil namzeti isimler duyuyorum. Bunların arasında daha önce paylaştıklarım da var. İşçiye küfreden bürokratlar… Bunlar aday olursa ben oy vermem. Şehri tanımayan biri aday olursa yine oy vermem.
Benim şehrimi, benim şehrimi bilen evladı temsil edecek.
Gönülde azlettiklerimizden vekil olmaz, onlar vekâleti kötüye kullandılar.
Ez cümle; özeleştiri çok yerinde olmuş. Hadi bakalım, izliyoruz. Bakalım nasıl bir etkisi olacak.
Hadi yeni bir yasa çıksın. Millet, vekil seçtiği kişiyi azletme yetkisine sahip olsun. Bunun için seçimleri beklemesin. Somut örnekler arttıkça ilgili kişi azledilsin.

