SON DAKİKA
hava
Google News

Madımak’tan Başbağlar’a: 72 Saatte Türkiye’nin Yüreğine Düşen Ateş

Son Güncelleme :

03 Temmuz 2026 - 15:13

/ 78 views kez okundu.
reklam
Madımak’tan Başbağlar’a: 72 Saatte Türkiye’nin Yüreğine Düşen Ateş
reklam

Türkiye’nin yakın tarihinde üzerinden yıllar geçmesine rağmen acısı dinmeyen iki büyük katliam bulunuyor. Biri 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan Madımak Katliamı, diğeri ise bundan sadece üç gün sonra, 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirilen Başbağlar Katliamı…

Türkiye’nin yakın tarihinde üzerinden yıllar geçmesine rağmen acısı dinmeyen iki büyük katliam bulunuyor. Biri 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan Madımak Katliamı, diğeri ise bundan sadece üç gün sonra, 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirilen Başbağlar Katliamı… Aralarında yalnızca 72 saat bulunan bu iki olay, farklı failler tarafından işlenmiş olsa da ortak bir noktada buluşuyor: Masum insanların vahşice katledilmesi ve Türkiye’nin birlik beraberliğini hedef alan karanlık saldırılar olması.

Yakın tarihin en derin yaralarından olan Madımak ve Başbağlar katliamları, bugün hâlâ toplum vicdanında tazeliğini koruyor.

2 Temmuz 1993: Madımak Oteli’nde İnsanlık Yandı

2 Temmuz 1993 günü, Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için kente gelen çok sayıda yazar, ozan, sanatçı ve düşünür Madımak Oteli’nde konaklıyordu.

Gün içerisinde yaşanan gerginlikler büyüyerek binlerce kişinin toplandığı büyük bir saldırıya dönüştü.

Otel kuşatıldı.

Taşlandı.

Ardından ateşe verildi.

Çıkan yangında 33 sanatçı, yazar ve düşünür ile 2 otel çalışanı hayatını kaybetti. Olaylarda ayrıca iki gösterici de yaşamını yitirdi. Madımak Katliamı, Türkiye tarihine inanç temelli nefretin ve toplumsal şiddetin en ağır örneklerinden biri olarak geçti. Olayın ardından uzun yıllar süren yargı süreçleri, güvenlik güçlerinin müdahalesi ve adalet tartışmaları kamuoyunda gündemde kalmaya devam etti.

Madımak’ta yaşamını yitirenlerin büyük bölümü Türkiye’nin yetiştirdiği önemli sanatçı, şair, ozan ve düşünce insanlarıydı.

Bu olay yalnızca can kayıplarıyla değil, toplum hafızasında açtığı derin yara ile de tarihe geçti.

5 Temmuz 1993: Bu Kez Başbağlar Kana Bulandı

Madımak’tan sadece üç gün sonra bu kez hedef Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyü oldu.

5 Temmuz 1993 akşamı PKK’lı teröristler köyü bastı.

Akşam namazı sırasında camiye giren teröristler köylüleri zorla dışarı çıkardı.

Bir süre propaganda yapan saldırganlar daha sonra köy meydanında topladıkları sivilleri kurşuna dizdi.

Katliamda 33 sivil yaşamını yitirdi.

Saldırının ardından köy ateşe verildi.

214 ev, okul, cami, köy konağı ve çok sayıda yapı yakıldı.

Başbağlar, Türkiye’nin terör tarihinde sivillere yönelik en kanlı saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti. Olayla ilgili açılan davalar yıllarca sürdü; ancak süreç, delil yetersizliği ve zamanaşımı gibi nedenlerle kamuoyunda tartışılmaya devam etti.

Başbağlar’da hayatını kaybedenler arasında yaşlılar, gençler ve köy halkından masum siviller bulunuyordu.

Farklı Failler, Aynı Hedef

Araştırmacılar, siyasetçiler ve hukukçular yıllardır şu noktada birleşiyor:

Her iki katliam da Türkiye’nin huzurunu bozmayı, toplumu birbirine düşürmeyi ve mezhep ile etnik kimlik üzerinden çatışma ortamı oluşturmayı hedefleyen karanlık saldırılar olarak değerlendiriliyor. TBMM’de farklı dönemlerde yapılan konuşmalarda da Madımak ve Başbağlar’ın birlikte anıldığı, her iki olayın da ortak toplumsal hafızanın acıları olduğu vurgulandı.

Madımak’ta insanlar düşünceleri ve kimlikleri nedeniyle hedef alındı.

Başbağlar’da ise siviller terör saldırısının kurbanı oldu.

Her iki olayda da ölenlerin ortak özelliği masum olmalarıydı.

Acılar Yarıştırılamaz

Türkiye’nin son otuz yılı boyunca en çok tartışılan konulardan biri, bu iki katliamın zaman zaman siyasi tartışmaların konusu hâline getirilmesi oldu.

Oysa insan hakları savunucuları ve çok sayıda hukukçu, acılar arasında ayrım yapılamayacağını vurguluyor.

Madımak’ta hayatını kaybedenler de bu ülkenin vatandaşlarıydı.

Başbağlar’da katledilen siviller de bu ülkenin vatandaşlarıydı.

Birinde nefret saldırısı, diğerinde terör saldırısı yaşandı.

Ancak her ikisi de insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlar olarak toplumsal hafızadaki yerini koruyor.

Toplum Vicdanında Aynı Yara

Aradan geçen 33 yıla rağmen hem Madımak hem de Başbağlar’da yaşamını yitirenler her yıl düzenlenen törenlerle anılıyor.

Yakınlarını kaybeden aileler ise ortak bir talebi dile getiriyor:

“Bir daha hiçbir anne evladını böyle kaybetmesin.”

Toplumun geniş kesimlerinde dile getirilen ortak görüş ise, farklı kimlikler, farklı inançlar ve farklı yaşam biçimlerine rağmen ortak acılarda buluşabilmenin, benzer trajedilerin tekrar yaşanmaması için en güçlü toplumsal zemin olduğu yönünde.

Türkiye’nin Ortak Vicdanı

Madımak’ta yanan ateş de…

Başbağlar’da sıkılan kurşunlar da…

Türkiye’nin ortak yüreğine isabet etti.

Birinde otelde mahsur kalan insanlar diri diri yanarak yaşamını yitirdi.

Diğerinde köy meydanında siviller kurşuna dizildi, evler ve ibadethaneler yakıldı.

Masum insanları hedef alan bu iki katliam, hangi gerekçeyle yapılmış olursa olsun vicdanlarda hiçbir meşruiyeti olmayan, insanlığa karşı işlenmiş vahşi cinayetler olarak tarihe geçti.

Bugün geriye kalan en önemli sorumluluk ise; Madımak’ın da Başbağlar’ın da acısını birlikte hissedebilmek, nefreti ve terörü her koşulda reddetmek, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal barışı, hukuku ve ortak vicdanı güçlendirmektir.

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.