
Türkiye’nin önemli deprem kuşaklarından biri üzerinde bulunan Erzincan, geçmişte yaşadığı büyük depremler nedeniyle deprem gerçeğiyle iç içe yaşayan kentlerin başında geliyor. 1939 ve 1992 depremlerinin hafızalardaki izleri halen tazeliğini korurken, son yıllarda kentte gerçekleştirilen deprem tatbikatları, sismik izleme çalışmaları, yapı stoku araştırmaları ve kentsel dönüşüm uygulamaları “Erzincan olası bir depreme ne kadar hazır?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Türkiye’nin önemli deprem kuşaklarından biri üzerinde bulunan Erzincan, geçmişte yaşadığı büyük depremler nedeniyle deprem gerçeğiyle iç içe yaşayan kentlerin başında geliyor. 1939 ve 1992 depremlerinin hafızalardaki izleri halen tazeliğini korurken, son yıllarda kentte gerçekleştirilen deprem tatbikatları, sismik izleme çalışmaları, yapı stoku araştırmaları ve kentsel dönüşüm uygulamaları “Erzincan olası bir depreme ne kadar hazır?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Erzincan için deprem riski yeni bir tartışma değil. Kentin bulunduğu coğrafya, aktif fay sistemleri, Erzincan Ovası’nın zemin özellikleri ve geçmişte yaşanan büyük depremler, deprem hazırlığının Erzincan açısından yalnızca bir afet anındaki müdahale meselesi olmadığını ortaya koyuyor.
Asıl soru ise şu:
Erzincan olası büyük bir depreme gerçekten hazır mı?
Bu sorunun tek kelimelik bir “evet” veya “hayır” cevabı bulunmuyor. Çünkü deprem güvenliği yalnızca fay hattının varlığıyla değil; zemin, bina yaşı, yapı kalitesi, mühendislik hizmeti, yapı denetimi, kentsel dönüşüm, ulaşım, toplanma alanları, arama-kurtarma kapasitesi ve vatandaşların afet bilinci gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor.
Erzincan Birinci Derecede Deprem Kuşağında
Erzincan Valiliğinin kentle ilgili resmi bilgilerinde Erzincan’ın birinci derece deprem kuşağı üzerinde bulunduğu belirtiliyor.
Kent, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun önemli bölümlerinden biri üzerinde yer alıyor. Erzincan ve çevresindeki aktif fay sistemleri, bölgenin tarih boyunca büyük depremler üretmesine neden oldu. Erzincan Belediyesi tarafından hazırlanan deprem tehlike ve risk değerlendirmesinde de kentin Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde bulunduğu, bölgede birden fazla önemli fay sisteminin etkili olduğu ve Erzincan Havzası’nın tektonik özelliklerinin deprem tehlikesi açısından dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.
Erzincan Valiliği de kentin deprem geçmişine dikkat çekerek, 1939 depreminin ardından şehir merkezinin yeniden kurulduğunu, 13 Mart 1992 tarihinde ise 6,8 büyüklüğündeki depremde 657 kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor.
Bu nedenle Erzincan için “deprem riski var mı?” sorusundan çok, “Bu risk karşısında kent ne kadar dirençli?” sorusu önem kazanıyor.
1939 ve 1992 Depremleri Erzincan’ın Hafızasında
Erzincan’ın deprem gerçeğini anlamak için geçmişe bakmak gerekiyor.
1939 yılında meydana gelen büyük deprem, Erzincan tarihinin en ağır afetlerinden biri oldu. Depremin ardından kent merkezi bugünkü yerinde yeniden kuruldu.
Aradan geçen yılların ardından 13 Mart 1992’de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki deprem de Erzincan’da büyük yıkıma ve can kaybına neden oldu.
Bu iki büyük deprem, Erzincan’da yapılaşmanın ve şehir planlamasının deprem gerçeğine göre ele alınmasının neden hayati olduğunu gösteren en önemli tarihsel örnekler arasında yer alıyor.
Erzincan Valiliği de 1992 depreminin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, olası depremlerin en az kayıpla atlatılabilmesi için yapıların bilimsel ve teknik standartlara uygun şekilde inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekmiş; risk taşıyan yapıların tespit edilmesi, güçlendirilmesi veya kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi çalışmalarının sürdüğünü bildirmişti.
Erzincan’ın En Önemli Sorunlarından Biri de Zemin
Deprem konusunda Erzincan’ı yalnızca fay hattıyla değerlendirmek yeterli değil.
Kent merkezinin önemli bir bölümünün üzerinde bulunduğu Erzincan Ovası’nın zemin özellikleri, deprem riskinin değerlendirilmesinde kritik önem taşıyor.
Erzincan Belediyesi tarafından hazırlanan deprem risk değerlendirmesinde, Erzincan kentinin çok genç jeolojik birimler üzerinde bulunduğu ve bazı bölgelerde zemin koşullarının deprem sırasında oluşabilecek hasarı artırabileceği belirtiliyor.
Aynı çalışmada özellikle alüvyal zemin, yüksek yeraltı su seviyesi ve sıvılaşma ihtimali gibi faktörlere dikkat çekiliyor. Buna göre deprem sırasında oluşacak hasarın yalnızca depremin büyüklüğüne değil, yerel zemin koşullarına da bağlı olduğu vurgulanıyor.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsünden Dr. Fahriye Akar da Erzincan’ın deprem riskini değerlendirirken zemin faktörünün önemine dikkat çekmişti.
Akar, Erzincan’ın Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde bulunması nedeniyle yüksek deprem riski taşıdığını, kentin alüvyonlu zemininin deprem dalgalarının etkisini artırabileceğini belirtirken, yapılaşmada zemin özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etmişti.
Bu nedenle Erzincan’da “Bu bina yeni mi?” sorusu kadar,
“Bu bina hangi zeminde, hangi mühendislik hesabıyla ve hangi yönetmeliğe göre yapıldı?” sorusu da önem taşıyor. Erzincan’ın Yapıları Sağlam mı?
Erzincan açısından en kritik sorulardan biri de bu.
Ancak mevcut veriler üzerinden “Erzincan’daki binalar sağlamdır” veya “Erzincan’daki binalar dayanıksızdır” şeklinde genelleme yapmak doğru değil.
Çünkü bir binanın deprem güvenliği; yalnızca yapım yılına bakılarak belirlenemiyor. Binanın taşıyıcı sistemi, kullanılan beton ve çelik, zemin özellikleri, proje ve uygulama kalitesi, sonradan yapılan değişiklikler, kolon-kirişlere müdahale edilip edilmediği ve güncel deprem yönetmeliğine uygunluğu birlikte değerlendirilmek zorunda.
Bununla birlikte bilimsel araştırmalar Erzincan’daki yapı stokuyla ilgili önemli uyarılar içeriyor.
2025 yılında yayımlanan bir araştırmada, Erzincan kent merkezinde 2000 yılından önce inşa edilmiş iki kat ve üzerindeki betonarme ve yığma yapıların sayısının 3 bin 199 olduğu tespit edildi. Çalışmada ayrıca afet sonrasında ulaşım altyapısı, acil toplanma ve geçici barınma alanları da incelendi. Araştırmanın sonuçlarında, toplanma ve geçici barınma alanlarının kapasitelerinin artırılması gerektiği ve bazı mahallelerde mevcut yolların afet ve acil durum koşullarında yeterli olmayabileceği belirtildi.
Bir başka bilimsel çalışmada ise Erzincan’daki mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün özellikle eski yönetmelik dönemleri açısından risk taşıyabileceği değerlendirilirken, yapıların deprem güvenliğinin bina bazında ele alınması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Dolayısıyla Erzincan’daki bütün binalar için aynı hükmü vermek mümkün değil.
Yeni yönetmeliğe göre yapılmış, zemin etüdü ve mühendislik hizmetleri uygun şekilde gerçekleştirilmiş bir yapı ile eski yönetmelik döneminde yapılmış, mühendislik hizmetleri yetersiz veya sonradan müdahale edilmiş bir yapının deprem davranışı aynı olmayacaktır.
Riskli Yapıların Dönüşümü Sürüyor
Erzincan’da yapı güvenliği konusunda yürütülen çalışmaların önemli başlıklarından biri de kentsel dönüşüm.
Erzincan İl Müdürlüğünün resmi verilerine göre geçmiş yıllarda 6306 sayılı Kanun kapsamında çok sayıda yapının riskli yapı tespiti gerçekleştirildi ve riskli olduğu belirlenen yapıların bir bölümü yıkılarak yeniden inşa edildi. Bakanlık tarafından yayımlanan bilgilere göre, Erzincan’da 398 yapının riskli yapı tespiti yapılırken, bunların 205’inin yıkılarak yeniden yapılması sağlandı.
Öte yandan dönüşüm çalışmaları yeni projelerle de devam ediyor.
2026 yılında Cumhuriyet Mahallesi’ndeki rezerv yapı alanında 159 konutluk proje yürütüldü. Yaklaşık 2,39 hektarlık alanda gerçekleştirilen proje kapsamında 95 adet 3+1 ve 64 adet 2+1 konut planlandı. Bakanlık verilerine göre projenin fiziki gerçekleşme oranı Nisan 2026 itibarıyla yüzde 60-65 seviyesindeydi.
Bu tür çalışmalar, deprem güvenliğinin yalnızca deprem anında yapılacak müdahalelerle değil, deprem meydana gelmeden önce riskli yapıların azaltılmasıyla sağlanabileceğini gösteriyor.
Erzincan’ın Afet Risk Azaltma Planında Yapı Stoku Önemli Bir Başlık
Erzincan İl Afet Risk Azaltma Planı’nda da yapı stoku önemli başlıklardan biri olarak yer alıyor.
Plan kapsamında Erzincan genelinde yapı stokunun incelenmesi, riskli görülen yapıların belirlenmesi ve gerekli durumlarda güçlendirme ya da iyileştirme çalışmalarının yapılması hedefleniyor.
Planın deprem başlığında ayrıca riskli yapıların iyileştirilmesi ve bazı bölgelerde kentsel dönüşüm çalışmalarının gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Bu tablo, Erzincan’da deprem hazırlığının yalnızca AFAD, itfaiye veya arama-kurtarma ekiplerinin hazırlığı olmadığını ortaya koyuyor.
Asıl büyük mücadele deprem olmadan önce veriliyor.
Erzincan 2026’da 6,9 Büyüklüğündeki Deprem Senaryosunu Test Etti
Erzincan’da son dönemde yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri ise 24 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen Bölge Düzeyi Deprem Tatbikatı oldu.
Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında gerçekleştirilen tatbikatta senaryo gereği Erzincan merkezli 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Tatbikatta yalnızca Erzincan değil, bölgedeki kurumların da müdahale kapasitesi test edildi.
AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmada, afet gruplarının sahadaki görevleri, kurumlar arasındaki koordinasyon, arama-kurtarma, sağlık, güvenlik, ulaşım ve diğer müdahale süreçleri uygulamalı olarak değerlendirildi.
Tatbikatın amacı gerçek bir depremi tahmin etmek değil; büyük bir deprem meydana geldiğinde kurumların nasıl hareket edeceğini önceden test etmek olarak öne çıktı.
2025’te de 6,4 Büyüklüğündeki Deprem Senaryosu Uygulandı
Erzincan’da deprem hazırlığı yalnızca 2026’daki tatbikatla sınırlı kalmadı.
5 Kasım 2025 tarihinde Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında gerçekleştirilen tatbikatta bu kez Erzincan merkezli 6,4 büyüklüğünde deprem senaryosu uygulandı.
Tatbikatta enkaz altında kalan vatandaşların kurtarılması, yangına müdahale ve gaz sızıntısının önlenmesi gibi senaryolar üzerinde çalışıldı.
Çalışmaya 23 afet grubunun yanı sıra AFAD, 3. Ordu Komutanlığı, itfaiye, jandarma arama-kurtarma, MEB AKUB, ACAR ve destek afet gönüllüleri katıldı. Tatbikatta 145 personel ve 25 araç görev aldı.
Bu tatbikatın önemli taraflarından biri de yalnızca masa başında değil, saha uygulamalarıyla birlikte gerçekleştirilmiş olmasıydı.
2026’daki Tatbikatta Erzincan Merkezli 6,9 Deprem Senaryosu
2026 yılındaki tatbikat ise senaryo açısından daha büyük bir deprem üzerinden kurgulandı.
Erzincan merkezli 6,9 büyüklüğündeki deprem senaryosunda ekiplerin kriz yönetimi, saha müdahalesi ve kurumlar arası koordinasyonu test edildi.
Bayburt’ta gerçekleştirilen bölgesel uygulamada da Erzincan merkezli 6,9 büyüklüğündeki depremden Demirözü ilçesi ve köylerinin etkilenmiş olduğu varsayıldı. Böylece deprem sonrası yalnızca merkezde değil, komşu iller ve ilçelerde oluşabilecek koordinasyon ihtiyacı da test edilmiş oldu.
Bu durum Erzincan’ın deprem hazırlığının artık yalnızca şehir sınırları içinde değil, bölgesel afet yönetimi anlayışıyla ele alındığını gösteriyor.
Erzincan’da Depremler Artık Anlık İzleniyor
Kentte deprem hazırlığı açısından dikkat çeken bir başka gelişme de bilimsel izleme altyapısının güçlendirilmesi.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsü tarafından kent genelinde 10 sismik istasyonun kurulumu tamamlandı.
Bu istasyonlarla insanların hissedemeyeceği düzeydeki mikro depremler dahi kayıt altına alınabiliyor.
Elde edilen veriler kullanılarak bölgede henüz haritalanmamış aktif fayların belirlenmesi, mikro deprem dağılımının incelenmesi ve yer kabuğunun üç boyutlu modellenmesi hedefleniyor. Çalışmalar aynı zamanda Yedisu bölgesindeki deprem potansiyeline ilişkin bilimsel analizlere de katkı sağlıyor.
Bu sistemlerin en önemli özelliği, deprem olmadan önce fayların ve bölgedeki sismik hareketliliğin daha ayrıntılı şekilde anlaşılmasına katkı sunması.
Ancak burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor:
Deprem istasyonları bir sonraki depremin ne zaman olacağını söylemez.
Bu sistemler, yer hareketlerini izlemek ve bilimsel veriler üretmek için kullanılıyor.
Erzincan Depreme Hazır mı? Peki bütün bu çalışmaların ardından asıl soruya dönelim:
Erzincan depreme hazır mı?
Mevcut veriler, Erzincan’ın deprem konusunda son yıllarda önemli hazırlıklar yaptığını gösteriyor.
Bir tarafta;
AFAD koordinasyonunda gerçekleştirilen büyük ölçekli tatbikatlar, 23 afet grubunun müdahale planları, arama-kurtarma kapasitesinin geliştirilmesi, kurumlar arası koordinasyon çalışmaları, sismik istasyonlar, bilimsel araştırmalar, yapı stoku çalışmaları, riskli yapıların tespiti, kentsel dönüşüm projeleri, afet planları bulunuyor.
Ancak diğer tarafta;
Eski yapı stoku, zemin özellikleri, alüvyal yapı, yüksek yeraltı suyu, sıvılaşma ihtimali, eski yönetmeliklere göre yapılmış binalar, bazı bölgelerde ulaşımın afet anındaki kapasitesi, toplanma ve geçici barınma alanlarının kapasitesi gibi çözülmesi gereken başlıklar da bulunuyor.
Dolayısıyla “Erzincan depreme hazır” demek kadar, “Erzincan hazır değil” demek de mevcut verileri bütünüyle yansıtmıyor.
Erzincan’ın geçmişi, bugünü ve coğrafyası birlikte değerlendirildiğinde ortaya çok net bir tablo çıkıyor:
Erzincan bir deprem kentidir.
Kent birinci derece deprem kuşağında bulunuyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu ve çevresindeki aktif fay sistemleri nedeniyle deprem tehlikesi yüksek.
Geçmişte 1939 ve 1992 gibi büyük depremler yaşayan Erzincan’ın zemin özellikleri de deprem riskinin değerlendirilmesinde ayrıca önem taşıyor.
Bununla birlikte kentte son yıllarda afet yönetimi açısından önemli çalışmalar yürütülüyor.
2025’te 6,4 büyüklüğündeki deprem senaryosu üzerinden tatbikat gerçekleştirildi.
2026’da ise Erzincan merkezli 6,9 büyüklüğündeki deprem senaryosuyla bölge düzeyinde daha kapsamlı bir tatbikat yapıldı.
Kent genelinde sismik izleme altyapısı güçlendirildi ve 10 istasyonla mikro depremlerin dahi takip edilmesine başlandı.
Riskli yapıların tespiti ve dönüşümü konusunda çalışmalar yürütülüyor; yeni rezerv yapı alanlarında konut üretimi gerçekleştiriliyor.
Ancak bilimsel çalışmalar, özellikle eski yapı stoku, zemin koşulları, ulaşım altyapısı ve toplanma alanları konusunda dikkat edilmesi gereken başlıkların bulunduğunu ortaya koyuyor.
Bu nedenle Erzincan için deprem hazırlığı tamamlanmış bir süreç değil, sürekli devam etmesi gereken bir çalışma olarak görülmeli.
Çünkü Erzincan’da asıl hedef yalnızca deprem olduğunda hızlı müdahale edebilmek değil;
Deprem olduğunda mümkün olduğunca az binanın yıkıldığı, mümkün olduğunca az insanın zarar gördüğü, ulaşımın ve iletişimin sürdüğü, insanların güvenli alanlara ulaşabildiği dirençli bir şehir oluşturmak.
Ve bunun yolu yalnızca tatbikattan değil;
Sağlam zeminden, doğru imardan, güvenli yapıdan, etkin denetimden, kentsel dönüşümden, bilimsel veriden ve deprem bilincinden geçiyor.

