SON DAKİKA
hava
Google News

Veremle Savaşta Türkiye Umut Veriyor Ama Tehlike Bitmedi

Son Güncelleme :

05 Ocak 2026 - 12:41

/ 150 views kez okundu.
reklam
Veremle Savaşta Türkiye Umut Veriyor Ama Tehlike Bitmedi
reklam

Tüberküloz (verem), insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olmasına rağmen günümüzde hâlâ dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, bulaşıcı ve ölümcül bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürmektedir.

Tüberküloz (verem), insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olmasına rağmen günümüzde hâlâ dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, bulaşıcı ve ölümcül bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürmektedir. Etkili tanı yöntemleri, ücretsiz tedavi olanakları ve koruyucu sağlık hizmetlerine rağmen tüberküloz, özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir yük oluşturmaya devam etmektedir.

Bu çerçevede her yıl Ocak ayının ilk pazar gününü izleyen hafta, toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturmak amacıyla Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’de bu hafta, 1947 yılından bu yana kesintisiz şekilde düzenlenmekte ve 2026 yılı itibarıyla 79. yılına ulaşmış bulunmaktadır.

Verem eğitimi ve farkındalık haftası etkinlikleri neden düzenlenmektedir?

Tüberküloz (Verem) hastalığı, bulaşıcı olması, görülme sıklığı ve etkileri nedeniyle, küresel olarak mücadele gerektiren önemli bir halk sağlığı sorunudur.

Her yıl, ocak ayının ilk pazar gününü izleyen hafta boyunca, tüberküloz (verem) hastalığı ve bu hastalıkla mücadele hakkında bilgilendirmeler yapmak ve hastalığa kamuoyunun dikkatini çekmek amacı ile “Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası” etkinlikleri yapılmaktadır.

Türkiye’de “Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası” etkinlikleri 1947 yılından itibaren düzenlenmektedir.

Bu kapsamda; sempozyumlar ve konferanslar düzenlenmekte, okullarda kompozisyon ve resim yarışmaları yapılmakta, vatandaşa hastalıkla ilgili eğitimler verilmekte, hazırlanan afiş ve broşürler dağıtılmakta, yazılı ve görsel basın yoluyla bilgilendirmeler yapılmaktadır.

Tüberküloz hastalığının etkeni nedir?

Tüberküloz hastalığının etkeni Mycobacterium tuberculosis complex basilleridir.

Yavaş çoğalan, kültürde 2-6 haftada üreyen ve oksijenli ortamda yaşayan bir basildir.

Asit ile boya vermediğinden aside dirençli basil (ARB) denilir.

Tüberküloz hastalığı nasıl bulaşır?

Basilin kaynağı, hiç tedavi görmemiş veya düzensiz tedavi alan akciğer ve larinks (gırtlak) tüberkülozu olan hastalardır.

Hasta insanların öksürmesi ve hapşırması ile ortama yayılan mikrobun sağlıklı kişiler tarafından solunum yolu ile alınması sonucu hastalık bulaşır.

Balgam yayması pozitif olan ve akciğerinde kavitesi bulunan hastalar daha fazla basil saçarlar dolayısıyla daha bulaştırıcıdırlar.

Tüberküloz hastasıyla aynı ortamda bulunma süresi, ortamın büyüklüğü ve havalanma düzeyi basilin bulaşmasında önemli olan faktörlerdendir.

En sık bulaşma, hastanın aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşları gibi uzun süre aynı kapalı ortamı paylaştığı kişilere olur.

Düzenli ilaç kullanımı ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Hastaların çoğunda, ortalama 2-3 haftada bulaştırıcılık yok olur.

Tüberküloz enfeksiyonu ile tüberküloz hastalığı arasındaki farklar nelerdir?

Tüberküloz enfeksiyonu, tüberküloz basilinin vücutta sessiz olarak durduğu; hastalık şikayetlerinin bulunmadığı, hastalığın klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgularının görülmediği durumdur.

Tüberküloz enfeksiyonu, basilin vücuda girmesinden 8-10 hafta sonra tüberkülin deri testi (TDT/PPD) yapılarak tespit edilebilir.

Tüberküloz enfeksiyonu olan kişilerin yaklaşık %5-10’unda, yaşamlarının bir döneminde tüberküloz hastalığı gelişebilir.

Enfekte olup hastalık gelişmeyen kişiler, enfeksiyonu başkalarına bulaştırmazlar.

Tüberküloz hastalığı, tüberkülozla ilgili klinik belirti ve bulguların ortaya çıktığı durumdur.

Vücut direncini düşüren durumlar, bağışıklığı etkileyen hastalıklar ve etkenler hastalığın ortaya çıkmasında rol oynar.

HIV/AIDS, vücut direncini en çok düşüren hastalıklardan biri olduğu için tüberküloz ile HIV/AIDS birlikteliği sıktır.

Diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, tütün kullanımı ve silikozis de vücut direncini düşürerek tüberküloz hastalığının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Bebek ve çocuklarda, vücut direnci düşük olduğundan, hastalığa yakalanma riski erişkinlere göre daha fazladır.

Tüberküloz hastalığı en çok akciğerlerde görülmekle birlikte (%60-70) saç ve tırnak hariç tüm doku ve organları tutabilir.

Hastalığın en sık görüldüğü diğer organ ve dokular; plevra (akciğer zarı), lenf bezleri, kemikler, böbrekler ve beyin zarıdır.

Tüberküloz hastalığının belirtileri nelerdir?

Genel yakınmalar; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş ve gece terlemesidir. Küçük çocuklarda kilo almada duraklama, büyüme veya gelişme geriliği olabilir.

Solunum sistemi yakınmaları; öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, kanlı balgam (hemoptizi), göğüs-sırt-yan ağrısı ve nefes darlığıdır.

Diğer organları tutan akciğer dışı tüberküloz hastalığında ilgili organa ait bulgular görülebilir. Örneğin kemik ve eklem tüberkülozunda kalça, diz veya omurgada şişlik, ağrı, akıntı; larinks tüberkülozunda ses kısıklığı, lenf bezi tüberkülozunda lenf bezi büyümesi, akıntı, böbrek tüberkülozunda idrarda kan, iltihap yapabilir.

Bazı hastalarda yakınma olmayabilir; özellikle bağışıklığı baskılanmış ve yaşlı hastalarda.

Yaşlı hastalarda tüberküloz atipik olarak ortaya çıkabilir. Tüberkülozu olan bazı yaşlı hastalar tüberkülozun klasik belirtilerini (örn. öksürük, kanlı balgam, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı) göstermeyebilir. Bu hastalarda tüberküloz, fonksiyonel kapasitede değişiklikler (örn. günlük yaşam aktiviteleri), kronik yorgunluk, bilişsel bozukluk, yeme bozukluğu (anoreksiya) veya düşük dereceli ateş (uzun süreli ve açıklanamayan) ile ortaya çıkabilir.

İki-üç haftadan uzun süren ve non-spesifik antibiyotik tedavisi almış olmasına rağmen klinik yanıt alınamayan öksürük varlığında tüberküloz hastalığından şüphelenmek gerekir.

Tüberküloz tanısı nasıl konulur?

Hastalığın kesin tanısı, balgamda tüberküloz basilinin görülmesi ile konulur. Basilin mikroskopta görülmesi ya da kültürde üremesi gereklidir. Son yıllarda yaygınlaşan moleküler tanı testleri de geçerli tanı araçları arasında yer almaktadır.

Hastalığın bulguları yavaş gelişir. Hastanın klinik ve radyolojik bulguları, hastalıktan şüphelenmeyi sağlar.

Tüberkülin deri testi (TDT)’nin pozitif olması vücutta basil olduğunu gösterir. Bu durum hem tüberküloz enfeksiyonuna hem de tüberküloz hastalığına işaret eder. Dolayısıyla TDT, tüberküloz hastalığının kesin tanısında tek başına kullanılmaz.

Tüberküloz hastalarının bildirimi ve kaydı zorunlu mudur?

Tüberküloz, bildirimi zorunlu bir hastalıktır.

Tanıyı koyan tüm sağlık kurum ve kuruluşları, hastalarını, 24 saat içinde İZCİ* veya UTS** sistemine kaydederek bildirimde bulunmalıdır.

Tanı konulan tüm tüberküloz hastalarının Verem Savaş Dispanseri kaydına alınması gereklidir.

Tüberküloz hastalığının tedavisi nasıl yapılır?

Tüberküloz tedavisi, tüm sağlık kuruluşlarında, Bakanlığımız tarafından yayımlanmış olan “Tanı ve Tedavi Rehberi” ile belirlenmiş standartlara uygun olarak yapılır.

Yeni tüberküloz hastalarının tedavisi; iki ay 4 farklı ve dört ay 2 farklı ilaçla olmak üzere toplam 6 ay sürmektedir.

Tedavide kullanılan bütün ilaçlar, ilgili sağlık kuruluşları tarafından ücretsiz verilir.

İlaçların düzenli kullanılması tedavinin başarısı için oldukça önemlidir.

Hastanın, tercihen bir sağlık personelinin gözetiminde ilaçlarını alması şeklinde uygulanan “doğrudan gözetimli tedavi (DGT)” düzenli ilaç kullanılması için en ideal yoldur.

Tedavi sonlandırılana kadar, hastanın aylık takiplerinin Verem Savaşı Dispanserinde yapılması uygundur.

İlaca dirençli tüberküloz nedir?

Tedavide kullanılan ilaçların eksik alınması ya da düzensiz kullanılması halinde, tüberküloz basili ilaçlara direnç kazanabilir.

Dünya Sağlık Örgütünün tahminlerine göre yeni tüberküloz olgularının %3,2’si ve önceden tedavi görmüş olguların ise %16,0’sı Rifampisine dirençli ya da çok ilaca dirençlidir.

Dirençli tüberkülozun daha ileri aşamasında bazı ikinci seçenek ilaçlara da direnç gelişmekte olup bu duruma yaygın ilaç direnci denmektedir.

İlaca dirençli tüberküloz hastalığının tedavisi zor ve daha uzun süreli olup tüm dünyada önemi gittikçe artmaktadır.

Türkiye’de dirençli tüberküloz hastalarının tedavisi, referans hastane olarak tanımlanmış olan Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yanı sıra bazı üniversite hastanelerinde yapılmaktadır.

Çocuk hastalar için de Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Ankara Etlik Şehir Hastanesi, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İzmir Şehir Hastanesi tüberküloz referans hastanesi olarak hizmet vermektedir.

Temaslı muayenesi ve koruma tedavisi neden gereklidir?

Bulaştırıcı dönemde olan tüberküloz hastası ile aynı ortamda bulunan ve tüberküloz basiline maruz kalan kişilere “temaslı” denir.

Tüberküloz hastasının temaslıları Verem Savaşı Dispanserlerinde ücretsiz olarak muayene edilir ve gerekli tetkikleri yapılır.

Hasta olduğu tespit edilen temaslılar tedavi edilir. Hasta olmayan fakat enfeksiyon ya da hastalık riski taşıyan temaslılar koruma tedavisine alınır.

Koruma tedavisi genellikle tek ilaçla ve 6 ay süreyle yapılır.

Tüberküloz aşısı kimlere uygulanır?

Tüberküloz hastalığından korunmada BCG (Bacille Calmette Guerin) aşısı kullanılmaktadır.

BCG aşısı, doğumdan sonra ikinci ayını bitiren bebeklere Aile Sağlığı Merkezleri ya da Verem Savaş Dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır.

BCG aşısı, belirlenen zaman içerisinde yapılmaması halinde, tüberkülin deri testi (TDT) sonucuna göre 6 yaşa kadar uygulanabilir.

BCG aşısı, özellikle çocuklarda ağır seyreden tüberküloz hastalığını (menenjit ve miliyer TB) önlemede etkilidir.

Tüberküloz hastalarına hangi hallerde şartlı nakdi yardım verilir?

Tüberküloz hastalığı, sağlığın yanı sıra ekonomik ve psiko-sosyal kayıplara da neden olmaktadır.

Bu sebeple, tüberküloz hastalarının bu anlamda desteklenmesi ve tedavi uyumlarının sağlanması gerekmektedir.

Ülkemizde, Bakanlığımız ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında yapılan protokol kapsamında, tüberküloz hastaları için “Düzenli Nakdi Yardım Programı” başlatılmıştır.

Program kapsamında, ekonomik ve sosyal güçlük yaşadığı “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” tarafından tespit edilen tüberküloz hastalarına, ilaçlarını DGT ile düzenli bir şekilde alması koşuluyla ile tedavisini devam ettirdiği süre ile tedavi bitiminden sonraki 6 ayı da kapsayacak şekilde nakdi yardım verilmektedir.

Dünyada tüberküloz hastalığına dair güncel veriler nelerdir?

Tüberküloz halen dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir.

Dünyada yaklaşık 2 milyar insanın tüberküloz basili ile enfekte olduğu bilinmekte ve bunların %5-10’unun yaşamlarının bir döneminde tüberküloz hastası olma riski bulunmaktadır.

Tüberküloz genellikle ekonomik olarak üretken yaş grubundaki erişkinleri etkilemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Küresel Tüberküloz 2025 Raporuna göre; 2024’te dünya çapında yeni TB tanısı alan kişi sayısı 8,3 milyon, tahmini TB hasta sayısı ise 10,7 milyon kişi olarak bildirilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre;

2024 yılında, dünya genelinde tahmini olarak 10,7 milyon kişi tüberküloz (TB) hastalığına yakalanmıştır; bunların 5,8 milyonu erkek, 3,7 milyonu kadın, 1,2 milyonu çocuk (≤14 yaş) hastadır.

2024 yılında, dünya genelinde 1,23 milyon kişi tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetmiştir ve bunların 150.000’ini HIV+TB hastası oluşturmaktadır.

Tüberküloz (TB), tek bir bulaşıcı etkenin neden olduğu ölümler arasında dünyada birinci sırada yer alırken, tüm hastalıklar içerisinde en yaygın ölüm nedeni olan ilk 10 hastalık içerisinde de yer almaktadır. Ayrıca HIV pozitif kişilerin ve antimikrobiyal ilaç direncine bağlı ölümlerinde önde gelen nedenlerindendir.

Çok ilaca dirençli (ÇİD) tüberküloz hastaları dünya geneli için problem olmaya devam etmiştir.

İlaca dirençli tüberküloz hastalık yükünün 2020 ile 2022 arasında arttığı tahmin edilmektedir. 2023-2024 arasında ise neredeyse aynı seviyede olup 2024’te 390.000 yeni RD-TB (Rifampisin Dirençli-TB) olgusu bildirilmiştir.

Tüberküloz ile küresel mücadele kapsamında uygulanan etkin tanı ve tedavi programları sayesinde 2000-2024 yılları arasında yaklaşık 83 milyon hayat kurtarılmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından tahmini olarak hesaplanan TB İnsidans ve Mortalite Hızları Tablo-1’de ve Tedavi Başarısı Oranları Tablo-2’de yer almaktadır.

Türkiye’de tüberküloz görülme sıklığı (insidans) COVID-19 pandemisi öncesi dönemde her yıl yaklaşık %3-5 oranında azalırken COVID-19 pandemisini takip eden 2020 yılında 2019 yılına göre %22’lik düşüş saptanmıştır. 2021 yılında 2020 ile benzer olan TB insidansı 2022 yılında yüz binde 11,4, 2023 yılında yüz binde 11,0 ve 2024 yılında ise yüz binde 10,4 saptanmıştır (Tablo 1 ve Şekil 1).

2024 yılında verem savaş dispanserlerine kayıtlı toplam tüberküloz vaka sayısı 9.027’dir.

2024 yılı tüberküloz hastalarının %93,9’u (8.474 olgu) yeni TB olgusu, %6,1’i (553 olgu) önceden tedavi görmüş olgulardır.

Toplam olguların 5.266’sı (%58,3) erkek, 3.761’i (%41,7) kadındır.

Hastaların 5.893’ü (%65,3) akciğer tüberkülozu iken, 3.134 hastada (%34,7) akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.) tutulmuştur.

 

 

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.