
İlimizde Ticaret ve Sanayi Odası seçimi var. Şehrimizin iki kıymetli evladı, meydana çıkmış, aslanlar gibi mücadele ediyor.
İkisiyle de sosyal hukukumuz, merhabadan öte değil.
Duyuyorum ki kirleriyle kenarda oturması gerekenler, seçimde etkin olma adına seçim çalışması yapıyor.
Şehirle bağı makam etkisinden öte olmayan bir kısım zevat, yarın ihtiyaç hâlinde kullanmak üzere kendine alan oluşturuyor.
Evet, Fırat bir nehir ama sadece canım dere çakıllarını yıkar. Kimsenin dışarıda kirlettiği kirli çamaşırlarıyla Fırat’ı kirletemeyiz. Gidin, nerede kirlendiyseniz kirinizi oraya bırakın.
Bizim temiz şehrimizden uzak durun!
Artık sallanıyorsunuz. Zulmünüz gayretullaha dokundu, tahtınız tersine döndü.
Beter olun inşallah!
Kibir kaleniz çatırdıyor, yıkılacak. Dün kibrinizle Nemrut’u kıskandırırken bugünkü sahte tevazunuzu kimse yemiyor.
Ez cümle, şehirde kimsenin fitne çıkararak seçime gölge düşürecek, “katkı” adı altında herhangi bir iş yapmasına gerek yok.
Biz bize yeteriz. İki kıymetli şehir evladı kardeş kardeşe yarışır; biri kazanır, biri kaybeder. Her ikisi de başımızın tacı.
Kardeş kardeşi bıçaklar, döner döner kucaklar. Seçim ne ki iki kardeşe!
Başta da belirttim: Ne Ahmet Tanoğlu Bey’le ne de Süleyman Tan Bey’le yakın hiçbir hukukumuz yoktur.
Hiç önemli değil. Her ikisi de evladımız, kıymetlimiz. Sonuçta kim kazanırsa kazansın, hayırlı olsun.
Kazanan Erzincan olsun!

