SON DAKİKA
hava
Google News

Eğitimciler Dörtyol Meydanı’nda Haykırdı: “Bu Şiddet Münferit Değil!”

Son Güncelleme :

17 Nisan 2026 - 12:05

/ 49 views kez okundu.
reklam
Eğitimciler Dörtyol Meydanı’nda Haykırdı: “Bu Şiddet Münferit Değil!”
reklam

Erzincan’da eğitim sendikaları, artan okul şiddetine karşı ses yükseltti. Dörtyol Meydanı’nda bir araya gelen eğitim emekçileri, hem hayatını kaybeden meslektaşları için yas tuttu hem de yıllardır görmezden gelindiğini ifade ettikleri güvenlik ve itibar sorunlarına dikkat çekti.

Erzincan’da eğitim sendikaları, artan okul şiddetine karşı ses yükseltti. Dörtyol Meydanı’nda bir araya gelen eğitim emekçileri, hem hayatını kaybeden meslektaşları için yas tuttu hem de yıllardır görmezden gelindiğini ifade ettikleri güvenlik ve itibar sorunlarına dikkat çekti. Basın açıklamasını yapan Eğitim Sen Erzincan Şube Başkanı Hüseyin TANER, 2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleşen bıçaklı saldırıyı hatırlatarak, olayda iki öğretmen ve bir öğrencinin yaralandığını, yaralılardan bir öğretmenin ise tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini belirtti.

TANER, “Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık” diyerek sözlerine başladı.

Hayatını kaybeden öğretmen için başsağlığı, yaralı öğretmen ve öğrenci için ise acil şifa dileklerini ileten TANER, yaşanan olayın münferit olmadığını vurguladı. Okullarda artan şiddetin uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade eden TANER, yapılan uyarılara rağmen kalıcı ve önleyici politikaların hayata geçirilmemesinden Milli Eğitim Bakanlığı’nı sorumlu tuttu.

“Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır” diyen TANER, okullarda şiddeti önleyici destek sistemlerinin yeniden ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Şiddetin yalnızca bireysel bir öfke meselesi olmadığını belirten TANER, medyada, siyasette ve bürokraside kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dilin bu ortamı beslediğini söyledi. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde itibarsızlaştırıldığını ifade eden TANER, eğitim emekçilerinin hedef haline getirildiğini vurguladı.

Ayrıca pedagojik temelden uzak uygulamaların yaygınlaştığını belirten TANER, okulların ideolojik yönlendirmelerin ya da denetimsiz faaliyetlerin alanı haline getirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ekonomik kriz, yoksulluk ve gençlerde artan geleceksizlik duygusunun da şiddeti tetikleyen önemli unsurlar arasında olduğunu dile getiren TANER, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çekti. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Somut Adımlar Atılmalı”

Eğitim Sen tarafından yapılan çağrıda şu talepler sıralandı:

Okul güvenliği için bilimsel ve bütünlüklü politikalar hayata geçirilmeli

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli

Okullarda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmeli

Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale programları uygulanmalı

Şiddeti önlemeye yönelik bağlayıcı eylem planı hazırlanmalı

Eğitim emekçilerinin itibarı korunmalı

Saldırının tüm yönleriyle aydınlatılarak sorumlular hesap vermeli

TANER, “Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır” diyerek eğitim emekçilerinin güvenli çalışma ortamı talebini yineledi.

Sendikalardan Ortak Tepki: “Şiddete Karşı Yaşam Hakkı İçin Nöbetteyiz”

Basın açıklamasına Eğitim Sen’in yanı sıra Eğitim-İş, Eğitim-Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen, TEÇ-Sen, Eğitim Gücü Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen temsilcileri de katıldı. Sendikalar, “Şiddete karşı yaşam hakkı için nöbetteyiz” mesajı vererek 16-17 Nisan tarihlerinde iş bırakma eylemi gerçekleştireceklerini duyurdu.

“Artık Sözün Bittiği Yerdeyiz”

Açıklamada ayrıca Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta art arda yaşanan saldırılara da değinildi. Ülke genelinde yaşanan bu olayların derin bir acı ve öfke yarattığı belirtilirken, gençlerin nasıl bu noktaya sürüklendiği sorusunun toplumun ortak sorusu haline geldiği ifade edildi.

Eğitim sendikaları, okullarda yaşanan şiddetin yalnızca güvenlik zafiyeti olarak görülemeyeceğini, bunun eğitimden ekonomiye, sosyal politikalardan kültürel yapıya kadar uzanan yanlış politikaların sonucu olduğunu savundu.

Açıklamada, şiddeti sıradanlaştıran, eşitsizliği derinleştiren ve gençleri umutsuzluğa sürükleyen mevcut düzenin eleştirildiği ifadeler yer aldı. Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte gençlerin suç örgütlerinin etkisine açık hale geldiği vurgulandı.

Mevcut Milli Eğitim Bakanı’na da sert eleştirilerin yöneltildiği açıklamada, eğitim politikalarının toplumsal çürümeye zemin hazırladığı iddia edilerek istifa çağrısında bulunuldu.

Topluma Çağrı: “Bu Mücadele Hepimizin”

KESK’e bağlı sendikalar, 16-17 Nisan tarihlerinde üretimden gelen güçlerini kullanarak iş bırakacaklarını duyururken, bu eylemin yalnızca bugünü değil geleceği de koruma amacı taşıdığı ifade edildi.

Veliler başta olmak üzere tüm topluma çağrı yapılan açıklamada, kamu emekçileri ve işçilerin de eyleme katılması istendi.

“Ancak birlikte mücadele edersek bu karanlığı dağıtabiliriz” mesajı verilen açıklamada, dayanışmanın büyütülmesi halinde çocukların yaşam hakkının korunabileceği vurgulandı.

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.