
Erzincan Lisesi’nin 1960 yılında yayın hayatına başlayan okul radyosu, yalnızca müziklerin çalındığı ya da anonsların yapıldığı bir iletişim aracı olmanın çok ötesinde, bir dönemin gençlik ruhunu taşıyan önemli bir okul kültürü unsuru olarak hafızalarda yer edindi.
Erzincan Lisesi’nin 1960 yılında yayın hayatına başlayan okul radyosu, yalnızca müziklerin çalındığı ya da anonsların yapıldığı bir iletişim aracı olmanın çok ötesinde, bir dönemin gençlik ruhunu taşıyan önemli bir okul kültürü unsuru olarak hafızalarda yer edindi. O yıllarda öğrencilerin sesini duyurduğu, düşüncelerini paylaştığı ve okul içi dayanışmayı güçlendirdiği bir platform olan Erzincan Lisesi Radyosu, aynı zamanda birçok öğrencinin ilk kez mikrofonla tanıştığı, kendini ifade etme cesareti kazandığı bir okul geleneği olarak öne çıktı.
Aradan geçen on yıllara rağmen etkisini kaybetmeyen bu özel radyonun hikâyesi, bugün o günlere tanıklık eden Yücel amcanın anlatımıyla yeniden canlanıyor. Yücel amca, radyonun sadece bir yayın aracı değil, aynı zamanda “okulun kalbi” olduğunu ifade ederek, dönemin öğrencilerinin büyük bir heyecanla hazırladıkları programları ve anonsları anlattı.
Radyonun yayın yaptığı günlerde okul koridorlarının adeta bir stüdyoya dönüştüğünü belirten Yücel amca, öğrencilerin hem sorumluluk bilinci kazandığını hem de birlikte üretmenin keyfini yaşadığını vurguladı. O dönemlerde yapılan küçük yayınların, bugün bile unutulmayan büyük hatıralara dönüştüğünü söyledi.
Erzincan Lisesi Radyosu, bugün geçmişin nostaljik bir hatırası olarak anılsa da, eğitimde iletişim kültürünün ve öğrenci katılımının erken örneklerinden biri olarak önemini koruyor.

