SON DAKİKA
hava
Google News

Kırıkkale Düzü

Son Güncelleme :

08 Ekim 2026 - 17:50

/ 87 views kez okundu.
reklam
Kırıkkale Düzü
reklam

Ne güzel günlerdi… Dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin bir anlamı vardı.

Ne oldu bize? Ne hızlı bitti?

2006 yılıydı. Yüksel Çakır, Erzincan İl Başkanlığından milletvekili adayı olmak için istifa etti. Üç namzet çıktı; üçü de birbirinden kıymetli, üçü de şehrin üç güç odağının ayrı ayrı adayıydı.

Hikmet Ağabey, Tevhit Bey’in; Sami Bey, Talip Bey’in; Abdurrahman Bey ise Yüksel Bey’in, dolayısıyla Binali Bey’in desteğini alarak namzet oldular.

Süreç çok yoğundu, ortam çok sıcaktı. Kimden çıktı bilmiyorum, bana “Sen götür Ankara’ya.” dediler. Ben de “Tamam.” dedim.

Üçü de yakın dostumdu. Hiç sorun yoktu. Ben, “Güle oynaya gider, geliriz.” dedim ama pek öyle olmadı.

Arabaya bindik. Üçüyle de tek konuşan bendim. Birbirleriyle iletişim kurarken kısa ve net cevaplar veriyorlardı. Arada ben kaynatmaya çalışıyordum.

Samsun-Kırıkkale yol ayrımına gelene kadar böyle devam etti. O yola girdik, sanki Mesnevi arabaya bindi. Başladılar hikâye anlatmaya…

Biri bilge fareyi, biri yaşlı kediyi, biri Ramuğu anlattı. Yeni keyif almaya başlamıştım yolculuktan.

Ankara’ya gittik. Dönemin güç simgesi Tevhit Bey’in adayı Hikmet Ağabey, Sami Bey ayrıca donanımlıydı, Abdurrahman Bey… Mevcut yönetimin doğal adayıydı.

Son ana kadar Hikmet Ağabey yarışı önde götürdü. Son turda Binali Bey’in el atmasıyla Abdurrahman Bey ipi göğüsledi.

Abdurrahman Bey’le uğradığım birkaç yerde Trabzon lobisinin gücünü gördüm.

Avukata dedim ki:

“Avukat, iki dünya bir araya gelse Erzincan seni başkan etmezdi ama Allah sana nasip etti. Sana bir tavsiye: Kızıldağı geçince Trabzon gücünü kullan. Şehirde sakın şaşırıp ağzından kaçırma.

Şehre, eğer bu gücü kullanarak hizmet getirirsen seni kimse tutamaz.”

Binali Bey’in Erzincan’a ilk geliş hikâyesi bu olayla başladı.

Sonrası malum zaten…

Abdurrahman Bey il başkanlığına kadar yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmezken, etrafında oluşan çember ilk beni dışarı attı. Başkanlık bitti, biz yine buluştuk.

Kalkan içindekiler dışarıdan kimseyi istemiyordu.

Dönüş yolunda Hikmet Ağabey, Sami Bey ve ben vardık. Abdurrahman Bey Ankara’da kalmıştı.

Biraz buruk bir yolculuktu ama güle oynaya geldik; muhabbetle, sohbetle…

Dostluklar emek ister. Dostluklar fedakârlık ister. Dostluğun can suyu onlardır.

Şimdi bakıyorum, mazide kurduğum temiz dostlukları yeni tanışıklar hiç tutmuyor.

Üç dostumla da dünkü bağım hâlâ ilk günkü muhabbetiyle devam ediyor.

O döneme bakıyorum; insanlar daha gerçekti. Mücadeleler vardı ama insanlar gerçekti.

Şimdi bakıyorum, ne ara bu kadar kirlendik, anlamakta zorlanıyorum.

Geçmiş zaman olur ki.

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.