
Erzincan’dan yola çıkan 5 kişilik motosiklet ekibi, Munzur Dağları’nın yüksek kesimlerinde bulunan Karagöl’e ulaşmak için son derece zorlu bir rotayı tamamladı. Yaklaşık 2 bin 900 metre rakımlı, yer yer patikanın dahi kaybolduğu güzergahta ilerleyen ekip; boz ayılar ve şamua keçileriyle karşılaştı. Saatler süren mücadelenin ardından Karagöl ve Çiniligöl manzarasına ulaşan ekip, aynı zorlu güzergâhtan geri dönmeyi de başardı.
Erzincan’dan yola çıkan 5 kişilik motosiklet ekibi, Munzur Dağları’nın yüksek kesimlerinde bulunan Karagöl’e ulaşmak için son derece zorlu bir rotayı tamamladı. Yaklaşık 2 bin 900 metre rakımlı, yer yer patikanın dahi kaybolduğu güzergahta ilerleyen ekip; boz ayılar ve şamua keçileriyle karşılaştı. Saatler süren mücadelenin ardından Karagöl ve Çiniligöl manzarasına ulaşan ekip, aynı zorlu güzergâhtan geri dönmeyi de başardı. 20 Eylül Pazar günü saat 02.30 sıralarında Erzincan’dan hareket eden Cansel Atila, Recep Sulu, Ümit Atabey, Ali Dağhan Emren ve Necmi Mengüç, motosikletlerini araçlarına yükleyerek Kemah’a doğru yola çıktı.
Kemah’ta önceden belirlenen noktaya ulaşan ekip, araçlarını bırakarak motosikletlerini indirdi. Yapılan kısa kahvaltının ardından saat 06.00 sıralarında beş motosikletli Karagöl istikametine doğru hareket etti.
İlk sürpriz: Boz ayı
Kemah ilçesine bağlı Tan köyü üzerinden yaylacılar için açılmış stabilize yolu takip eden ekip, Keşiş Gölü bölgesine kadar ilerledi. Ana yoldan ayrıldıktan kısa süre sonra ise yolculuğun ilk büyük sürprizi yaşandı.
Yaklaşık 60-75 metre mesafede bir boz ayıyla karşılaşan motosikletliler, motorların sesi üzerine ayının bölgeden uzaklaştığını gördü. Ekip, boz ayıyı drone ile görüntülemeye çalıştı ancak ayı kısa sürede gözden kayboldu.
Yolculuğa devam eden ekip, bir hafta önce aynı rotayı denedikleri sırada araçlarından birinin arıza yaptığı, yaklaşık 2 bin 900 metre rakımlı mezraya ulaştı. Burada verilen molada bu kez Munzur Dağları’nın simgelerinden şamua keçileriyle karşılaşıldı.
Saat 08.30 sıralarında rotanın yaklaşık orta noktasından yeniden hareket edildi.
Haritadaki yol, gerçekte bambaşka çıktı
Ekibin başlangıçtaki en büyük endişesi motosikletlerden birinin arızalanmasıydı. Ancak ilerledikçe asıl sorun arazinin kendisi oldu.
Haritalar üzerinden önceden incelenen güzergâh ile karşılaşılan arazi arasında ciddi farklılıklar vardı. Munzur Dağları’nın son derece taşlık ve keskin kayalardan oluşan yapısı ilerlemeyi giderek zorlaştırdı.
“Bir iki tepenin ardından gölü görürüz” düşüncesiyle ilerleyen ekip, her aştıkları tepenin ardından yeni bir engelle karşılaştı.
Yanlarındaki erzakın sınırlı olması ve güzergâhta su kaynaklarına ulaşamama ihtimali de tedirginliği artırdı. Bir noktadan sonra “geri dönebilecek miyiz?” düşüncesi ekip içerisinde ciddi şekilde hissedilmeye başladı.
Ancak ekibi ileriye götüren önemli bir motivasyon vardı: Edindikleri bilgilere göre Karagöl’e bu güzergâhtan daha önce motorlu bir araçla ulaşılmamıştı. Bunu başarabilmenin ve bir ilki gerçekleştirebilmenin heyecanı, ekibin yoluna devam etmesini sağladı.

Patika dahi kayboldu
Daha önce bölgeye yürüyerek gidenlerden alınan bilgilerde bir patikadan söz ediliyordu. Ancak güzergâhın bazı bölümlerinde ekip bu patikayı tamamen kaybetti.
Motosikletliler zaman zaman çok daha ekstrem ve kayalık geçişlerden ilerlemek zorunda kaldı. Özellikle dik inişler sırasında herkesin aklında aynı soru vardı:
“Dönüşte buradan motosikletlerle nasıl çıkacağız?”
Her iniş, dönüş yoluna ilişkin endişeyi biraz daha büyüttü.
Saat 11.30: Karagöl ve Çiniligöl göründü
Saatler süren zorlu mücadelenin ardından yaklaşık 11.30 sıralarında ekip bir tepenin üzerine ulaştı.
Karşılarında Munzur Dağları’nın eşsiz Karagöl ve Çiniligöl manzarası vardı.
Saatlerdir devam eden yorgunluk ve stres bir anda büyük bir sevince dönüştü. Ancak gölü görmenin mutluluğuyla birlikte dönüş yolunun zorluğu da artık çok daha net şekilde hissediliyordu.
Ekip bu noktada alternatif bir planı değerlendirmeye başladı.
Haritalarda Karagöl’ün devamında Ovacık tarafına doğru iki farklı iniş noktası görülüyordu. Bu geçişlerin aşılması durumunda Ovacık tarafına yaklaşık 7-8 kilometrelik bir mesafe kalıyordu. Plan; Ovacık’a inmek, yakıt ikmali yapmak ve Ovacık-Ergan güzergâhından Erzincan’a dönmekti.
Ancak ekip üyelerinden Cansel Atila’nın, daha önce Ovacık tarafından Karagöl’e yürüyerek ulaşmış bir arkadaşıyla görüşmesi planları değiştirdi. Ovacık tarafında motosikletlerle aşılması mümkün görünmeyen iki ciddi tırmanış bulunduğu bilgisinin alınması üzerine bu seçenekten vazgeçilmeye başlandı.
Karagöl’e kadar indiler
Seyir noktasından bir süre gölleri izleyen ekip, saatlerdir ulaşmaya çalıştıkları Karagöl’e daha fazla yaklaşma isteğine karşı koyamadı ve göller bölgesine kadar ilerledi.
Burada dinlenen ekip, yanlarında bulunan kumanyalarını yiyerek hem drone ile havadan hem de kameralarla yerden bölgenin görüntülerini kaydetti.
Ekip üyeleri, Kemah tarafından bölgeye ulaşan mevcut yolun devam ettirilerek Karagöl bölgesine erişimin uygun biçimde planlanmasının, doğa koruma şartları da gözetilerek bölge turizmi açısından değerlendirilebileceğini düşünüyor. Karagöl ve çevresi; doğal güzelliği, kamp ve doğa yürüyüşü potansiyeliyle dikkat çekiyor.
Ancak göle ulaşmanın verdiği mutluluğun ardından yolculuğun en kritik bölümü başladı: dönüş.
“Geceyi burada mı geçireceğiz?”
Saat 13.30-14.00 sıralarında dönüşe geçen ekibin önünde yaklaşık 8-9 ağır geçiş bulunuyordu.
Henüz ilk zorlu geçitte ekip üyelerinin fiziksel gücü ciddi şekilde azaldı. Yorgunluğun üzerine bir de bölgede mahsur kalma ihtimali eklenince endişe arttı.
“Geri dönemezsek ne yapacağız, geceyi burada nasıl geçireceğiz?” düşüncesi ekip üyelerinin zihninde dolaşmaya başladı.
İlk büyük engelin aşılması ise moralleri değiştirdi.

Özellikle Cansel Atila’nın sürekli olarak “Gideceğiz, gideceğiz!” diyerek gruba moral vermesi ve ekip üyelerinin birbirine desteğiyle geçitler birer birer aşılmaya başlandı.
Dönüş yolunda iki boz ayı daha
Ekip, bir hafta önce araçlarının sorun yaşadığı bölgeye yeniden ulaştığında yüzlerde artık büyük bir rahatlama ve zafer gülümsemesi vardı.
Burada kısa bir mola verildiği sırada günün bir başka unutulmaz karşılaşması yaşandı.
Bu kez yaklaşık 150-200 metre mesafede iki boz ayının ekibi izlediği fark edildi.
Bir süre bölgede kalan ayılar daha sonra koşarak uzaklaştı.
Yolculuğa devam eden motosikletliler, araç yoluna yaklaştıkları sırada yeniden şamua keçileriyle karşılaştı.
Keşiş Gölü ilerisindeki bir su kaynağına ulaştıklarında saat yaklaşık 16.00 olmuştu. Burada verilen molayla birlikte artık en büyük endişe geride kalmıştı. Ekip zorlu rotayı tamamlamış ve güvenli şekilde geri dönebileceğinden emin olmuştu.
Tan köyü üzerinden yeniden Kemah’a inen beş kişilik ekip, motosikletlerini araçlarına yükledi.
Saatler süren, kayalık geçitler, yüksek rakım, yorgunluk, boz ayılar ve şamua keçileriyle dolu macera; Kemah’ta yenilen keyifli bir yemeğin ardından Erzincan’a dönüşle sona erdi.
Beş motosikletli için Karagöl yolculuğu yalnızca bir gezi değil; Munzur Dağları’nın zorlu coğrafyasında dayanışmanın, cesaretin ve vazgeçmemenin unutulmaz bir hikâyesi oldu.

