SON DAKİKA
hava
Google News

Ali Ekber Çiçek’in Ömrü Saza, Söze Ve Anadolu’ya Adandı

Son Güncelleme :

10 Ağustos 2026 - 16:45

/ 70 views kez okundu.
reklam
Ali Ekber Çiçek’in Ömrü Saza, Söze Ve Anadolu’ya Adandı
reklam

“Haydar Haydar” ile milyonların hafızasına kazınan Erzincanlı büyük usta Ali Ekber Çiçek, yalnızca bir bağlama sanatçısı değil; Anadolu’nun sözlü kültürünü, Alevi-Bektaşi müzik geleneğini ve Erzincan’ın köklü musiki mirasını Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan önemli bir halk müziği sanatçısı ve derlemeciydi. 1935’te Erzincan’ın Ulalar köyünde başlayan hayatı, TRT radyolarından konser salonlarına, Anadolu’dan yurt dışına uzanan uzun bir sanat yolculuğuna dönüştü.

“Haydar Haydar” ile milyonların hafızasına kazınan Erzincanlı büyük usta Ali Ekber Çiçek, yalnızca bir bağlama sanatçısı değil; Anadolu’nun sözlü kültürünü, Alevi-Bektaşi müzik geleneğini ve Erzincan’ın köklü musiki mirasını Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan önemli bir halk müziği sanatçısı ve derlemeciydi. 1935’te Erzincan’ın Ulalar köyünde başlayan hayatı, TRT radyolarından konser salonlarına, Anadolu’dan yurt dışına uzanan uzun bir sanat yolculuğuna dönüştü. Ali Ekber Çiçek, Türk halk müziğinin en karakteristik seslerinden biri olarak geride bıraktığı eserler, kendine özgü bağlama tavrı ve yüzlerce türkünün derlenmesine yaptığı katkıyla bugün de yaşamaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu da onu, “Haydar Haydar” ile özdeşleşmiş ve bağlamayı ülke sınırlarının dışına taşıyan istisnai sanatçılardan biri olarak tanımlıyor.

ERZİNCAN’DA BAŞLAYAN ZORLU HAYAT

Ali Ekber Çiçek, kaynakların büyük bölümünde verilen bilgilere göre 1935 yılında Erzincan’ın Ulalar köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu, Cumhuriyetin ilk dönemlerinin Anadolu’sunda, ekonomik güçlüklerin ve büyük toplumsal değişimlerin yaşandığı bir ortamda geçti.

Henüz dört yaşındayken meydana gelen 1939 Erzincan Depremi, Çiçek ailesinin hayatını derinden etkiledi. Çiçek, bu depremde babasını kaybetti. Küçük yaşta babasız kalan Ali Ekber Çiçek, ailesinin geçimine katkıda bulunmak amacıyla rençperlik yaptı ve çocuk yaşta hayatın ağır sorumluluklarıyla tanıştı.

Onun çocukluğu yalnızca toprağın ve yoksulluğun içinde değil, aynı zamanda cemlerin, deyişlerin, nefeslerin ve bağlamanın arasında şekillendi.

Çiçek’in müzik dünyasının temelleri, yetiştiği Erzincan çevresindeki Alevi-Bektaşi kültürü içerisinde atıldı. Cem toplantılarında dinlediği deyişler ve nefesler onun müzik hafızasının temelini oluşturdu. Kaynaklarda, küçük yaşlarda Potim İsmail Dede ve Emin Tabak Dede’den bağlama dersleri aldığı aktarılıyor.

Dolayısıyla Ali Ekber Çiçek’in sanat eğitimi klasik anlamda bir konservatuvarda değil; cemlerde, köylerde, usta-çırak ilişkisi içerisinde ve sözlü kültürün canlı hafızasında başladı

BAĞLAMAYLA İLK TANIŞMASI

Çiçek’in çocuk yaşlarda bağlamaya büyük ilgi duyduğu biliniyor. Kendi anlatımlarında, çok küçük yaşlardan itibaren sazla iç içe olduğunu ve dokuz yaşlarına geldiğinde bağlamayı iyice kavradığını ifade ettiği aktarılıyor.

Onun için bağlama zamanla yalnızca bir müzik aleti olmaktan çıktı. Bağlama, yaşadığı acıları, gurbeti, sevgiyi, inancı ve Anadolu insanının hikâyelerini anlatmasının en güçlü aracına dönüştü.

İlkokuldan sonra maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitim hayatını sürdüremeyen Çiçek, buna karşın müzikten kopmadı. Resmî eğitim imkânlarının sınırlı kaldığı yerde onun asıl eğitimini Anadolu’nun usta sanatçıları, cem meclisleri ve halkın sözlü kültürü verdi.

GURBET YOLCULUĞU: ERZİNCAN’DAN İSTANBUL’A

Çiçek’in hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri İstanbul’a gitmesi oldu.

İstanbul’da halk müziğinin önemli isimleriyle tanıştı. Sadi Yaver Ataman ve Necati Başaran gibi isimlerin çalışmalarına katıldı. Ankara’ya gidişlerinde ise dönemin önemli halk müziği otoritelerinden Muzaffer Sarısözen ile tanışması sanat hayatının yönünü değiştirdi.

Sarısözen’in öncülük ettiği Yurttan Sesler geleneği, Ali Ekber Çiçek’in sanat anlayışının gelişmesinde önemli bir rol oynadı.

TRT’nin verdiği bilgilere göre Çiçek, 1961 yılında TRT sınavlarını kazanarak Yurttan Sesler Topluluğu’nda görev yapmaya başladı ve 35 yılı aşkın süre boyunca bağlama ve ses sanatçısı olarak çalışmalarını sürdürdü.

Bu dönem, Ali Ekber Çiçek’in yalnızca bir yöre sanatçısı olmaktan çıkıp Türkiye çapında tanınan bir halk müziği ustasına dönüşmesinin de önünü açtı.

TRT YILLARI: ANADOLU TÜRKÜLERİNİN RADYOYA TAŞINMASI

TRT, Ali Ekber Çiçek’in sanat hayatında adeta ikinci bir okul oldu.

Yıllar boyunca radyo programlarında bağlama çaldı, türküler söyledi, yöresel ezgileri derledi ve halk müziği repertuvarının genişlemesine katkı sağladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarına göre Çiçek’in TRT’deki uzun çalışma döneminde kendisinden derlenen ve kendisinin derlediği ezgilerin sayısı 400’ü aştı. TRT arşivlerinde sanatçıya ait çok sayıda kayıt da bulunuyordu.

Bazı biyografik kaynaklar ise onun 400’den fazla türküyü derlediğini belirtiyor. Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Çiçek’in repertuvarındaki eserlerin tamamı kendi bestesi değildir. Onun sanatçı kimliğinin önemli bir bölümü derlemeci, kaynak kişi, yorumcu ve bağlama icracısı kimliklerinin birleşiminden oluşmaktadır.

Bu nedenle Ali Ekber Çiçek’in asıl büyüklüğü yalnızca bestelediği eserlerde değil, Anadolu’da yaşayan birçok ezgiyi radyo aracılığıyla milyonlara ulaştırmasında da yatıyor.

“HAYDAR HAYDAR”: BİR TÜRKÜDEN ÖTE, BİR SANAT İMZASI

Ali Ekber Çiçek denildiğinde Türkiye’de ilk akla gelen eser kuşkusuz “Haydar Haydar” oluyor.

Sözleri Sıdkı Baba’ya, müzikal düzenlemesi ve bestesi ise Ali Ekber Çiçek’in sanat anlayışına dayanan eser, onun ismiyle adeta bütünleşti. Fono Müzik tarafından yayımlanan kayıtta da eser için “Söz: Sıdkı Baba, Müzik: Ali Ekber Çiçek” bilgisi yer alıyor.

“Haydar Haydar”, Çiçek’in bağlama tekniğinin ve yorumculuğunun en güçlü örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, eserin yüksek ifade gücüne dikkat çekerek “Haydar Haydar”ın farklı müzik türlerinden sanatçıların repertuvarında özel bir yere sahip olduğunu; piyano ve senfonik orkestra uyarlamalarıyla Türkiye’de ve yurt dışında da icra edildiğini belirtiyor.

Eserin hazırlanış süreci de Çiçek’in sanatındaki titizliği gösteriyor. Sanatçının kendi anlatımına göre “Haydar Haydar” üzerinde uzun süre çalışmış, eseri yıllarca adeta işleyerek bugünkü biçimine ulaştırmıştı.

Bu nedenle “Haydar Haydar”, yalnızca sevilen bir türkü değil, Ali Ekber Çiçek’in bağlamadaki özgün tavrının ve müzikal anlayışının simgesi haline geldi.

SADECE “HAYDAR HAYDAR” DEĞİL: UNUTULMAZ ESERLERİ

Ali Ekber Çiçek’in repertuvarı “Haydar Haydar” ile sınırlı değildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan Ali Ekber Çiçek programında onun öne çıkan eserleri arasında şu türküler sıralanıyor:

Haydar Haydar

Böyle İkrarınan Böyle Yolunan

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım

Ey Erenler Akıl Fikir Eyleyin

Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim

Gurbet Elde Bir Hal Geldi Başıma

Yolumuz Gurbete Düştü

El Vurup Yaremi İncitme Tabib

Bunların yanı sıra Çiçek’in repertuvarında deyişler, düvaz imamlar, semahlar, mersiyeler, mayalar, anonim türküler ve çeşitli uzun hava örnekleri de önemli yer tuttu.

ALİ EKBER ÇİÇEK’İN SANATININ ÖZÜ: “TAVIR”

Ali Ekber Çiçek’i kendisinden önceki ve sonraki birçok bağlama sanatçısından ayıran temel özelliklerden biri, kendine özgü bağlama tavrıydı.

Onun bağlama çalışı yalnızca notaların peş peşe sıralanmasından ibaret değildi. Saz ile ses arasında kurduğu ilişki, vurguları kullanma biçimi, ritmik yaklaşımı ve özellikle açışları onu farklılaştırdı.

Akademi Kırk Yedi tarafından yayımlanan Müziğimizin Yüzleri çalışmasında, bağlama ustası Erdal Erzincan’ın Ali Ekber Çiçek’in icrasını değerlendirmelerine yer veriliyor. Çalışmada Çiçek’in saz ve sesi farklı metronom duygularıyla birbirine bağlayan, sözün anlamını sazla vurgulayan özgün icra anlayışına dikkat çekiliyor.

Bu yönüyle Çiçek, yalnızca türküler söyleyen bir sanatçı değil, bağlamanın ifade imkânlarını genişleten ustalardan biri olarak kabul ediliyor.

DERLEMECİLİĞİ: ANADOLU’NUN SES ARŞİVİ

Ali Ekber Çiçek’in Türk halk müziğine en büyük katkılarından biri de derlemeciliğiydi.

Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşayan ezgilerin kaybolmadan kayıt altına alınması ve geniş kitlelere ulaştırılması, onun sanat hayatının temel parçalarından biri oldu.

Bu nedenle Çiçek’in repertuvarı sadece Erzincan’la sınırlı kalmadı. Erzincan’ın Alevi-Bektaşi müzik geleneğinden beslenirken Türkiye’nin farklı yörelerinden türküleri de halk müziği repertuvarına taşıdı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Doğu Anadolu türkülerine ilişkin arşivinde de “Haydar”ın Ali Ekber Çiçek tarafından kaydedildiği görülüyor.

Onun yaptığı çalışmalar, sözlü kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasında önemli bir köprü görevi gördü.

ERZİNCAN’IN MÜZİK KÜLTÜRÜNÜN DÜNYAYA AÇILAN SESİ

Ali Ekber Çiçek’in sanatında Erzincan’ın izleri hiçbir zaman kaybolmadı.

Çocukluğunda yaşadığı deprem, yoksulluk, köy hayatı, gurbet, cemler ve yöresel müzik kültürü onun sanat dünyasının temel taşlarını oluşturdu.

Bu nedenle Çiçek’in türkülerinde yalnızca müzik değil; Erzincan’ın hafızası, Anadolu insanının acısı, gurbet duygusu, tasavvufi düşünce ve insan sevgisi de hissedildi.

Nitekim Kültür ve Turizm Bakanlığı da sanatçının zengin repertuvarının Erzincan kültürünün doğasından beslendiğini ve özellikle Alevi deyişleri, semahları ve düvazlarının icrasında öne çıktığını belirtiyor.

YURT DIŞINA TAŞAN BİR BAĞLAMA USTASI

Ali Ekber Çiçek’in sanat yolculuğu Türkiye sınırları içinde kalmadı.

Kendi dönemine ilişkin bir röportajda, Hollanda’daki üniversitelere iki kez gittiğini, Amerika’da ise Türklerin bulunmadığı bir üniversitede Amerikalı ve Kanadalı akademisyenlere resital verdiğini anlatıyordu. Aynı söyleşide çok sayıda plaket ve onur ödülüne sahip olduğunu da belirtiyordu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı da “Haydar Haydar”ın yurt dışında sahnelendiğini ve eserin piyano ile senfonik orkestra uyarlamalarının gerçekleştirildiğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Çiçek’in bağlama ve Türk halk müziğinin uluslararası alanda tanınmasına yaptığı katkının göstergeleri arasında değerlendiriliyor.

ÖDÜLLERİ VE ONUR BELGELERİ

Ali Ekber Çiçek hakkında internette çeşitli ödül ve unvan listeleri bulunmasına rağmen, ödüllerinin tamamını tarihleri ve kurumlarıyla doğrulayan güvenilir, tek bir resmî listeye ulaşmak mümkün değildir.

Bu nedenle kendisine verilmiş olduğu kesin olarak belgelenemeyen ödül ve unvanları bu listeye eklemek yerine, doğrulanabilen bilgilerle yetinmek gerekiyor.

Çiçek, kendi röportajında evinde çok sayıda ödül, plaket ve onur belgesi bulunduğunu, bunların önemli bir bölümünü muhafaza ettiğini anlatmıştır. Ayrıca yurt dışında üniversitelerde verdiği konser ve resitallerden söz etmiştir.

Onun asıl kalıcı ödülü ise, ölümünden yıllar sonra dahi devlet kurumları, belediyeler, sanatçılar ve müzik çevreleri tarafından düzenlenen anma programlarının devam etmesi ve eserlerinin yeni kuşaklar tarafından icra edilmesidir.

Nitekim Erzincan Belediyesi 2025 yılında Ali Ekber Çiçek’in vefatının 19. yılı dolayısıyla anma programı düzenledi. Programda Çiçek’in Türk halk müziğine bıraktığı eserler ve Erzincan’ın yetiştirdiği önemli bir değer oluşu vurgulandı.

Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu tarafından 2024 yılında “Üstâdların İzinden – Ali Ekber Çiçek” başlıklı özel bir konser düzenlendi.

TRT’DEKİ MİRASI

Çiçek’in TRT arşivindeki mirası da oldukça dikkat çekiciydi.

tavrı, derlemeciliği ve “Haydar Haydar” yorumu

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.